a
Merve

Merve

26 Ocak 2022 Çarşamba

    ‘Yumuk’ için geliştirdiği ilaca yurt dışından da talep geldi

    ‘Yumuk’ için geliştirdiği ilaca yurt dışından da talep geldi
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Meral’in evinde beslediği “Yumuk” isimli Van kedisinde 4 yıl önce böbrek yetmezliği başladı.

    Kedisini tedavi etmek amacıyla içinde probiyotik bulunan takviye ürünü yurt dışından getirmeye çalışan Meral, bunu gerçekleştiremeyince Veteriner Fakültesinden arkadaşı Prof. Dr. Duygu Dalgın ile evcil hayvanlarda böbrek yetmezliği tedavisinde kullanılabilecek takviye ürün geliştirmek için araştırma yapmaya başladı.

    OMÜ Teknopark’ta Profarge adlı firma kuran Meral ve Dalgın, mikroenkapsülasyon tekniğiyle (gıda sektöründe genellikle sıvı damlacıkların, katı partiküllerin veya gaz bileşenlerinin gıda saflığında kaplama materyalleriyle kaplanması) çift katman olarak kapsüllenen sinbiyotik (prebiyotik ile probiyotiklerin kombinasyonu) takviye ürün geliştirip üretimi için 9 ay önce özel bir firmayla anlaştı.

    Üretimine başlanan ürün, yurt içinde kullanımının yanı sıra Belçika’ya da gönderiliyor.

    Prof. Dr. Meral,  geliştirdikleri ürünün Türkiye’de benzerinin bulunmadığına işaret etti.

    Böbrek yetmezliği çeken kedisi için bulamadığı ürünü kendilerinin yaptığını anlatan Meral, evcil hayvanların sağlığı için geliştirdikleri ürünün büyük fayda sağladığını vurguladı.

    Probiyotiklerin canlılar için yararlı bakteriler olduğuna dikkati çeken Meral, şunları söyledi:

    “Avrupa’da çok fazla kullanılan bir ilaç vardı. Pahalı ve getirilmesi yasak olan bir ilaçtı. ‘Biz de yapabilir miyiz?’ diye düşündük. Avrupa’daki ilacın etken maddelerine bakıp geliştirmeye başladık. Bu dönemde Yumuk’u kaybettik. Sonra Duygu hocam ile çalışmaya başladık. Formül geliştirdik. Ürüne çok talep oldu. Hatta Belçika ve Amerika’daki iki firma bu takviye ürünü almak için girişimlerde bulundu.”

    Ürün, yaklaşık 4 yıllık klinik ve ARGE çalışmaları sonucu geliştirildi

    Prof. Dr. Dalgın ise Türkiye’de bugüne kadar kedi ve köpekler için kullanılan probiyotiklerin yurt dışından geldiğini, ilk kez yerli üretim yaptıklarını aktardı.

    Geliştirdikleri sinbiyotik ürünün bağırsağa kadar bozulmadan gitmesinin önemli olduğunun altını çizen Dalgın, “Alınan bakterinin kalın bağırsağa kadar gidebilmesi için bir kapsül içine konulması ve mide asitlerinden etkilenmemesi gerekiyordu. Tedavinin daha yararlı olması için organik kapsülasyon sistemi ile çift kapsüle aldık. Sinbiyotik ürün böylece bağırsağa kadar sağlam gidiyor ve orada tam gücünü gösteriyor. Özellikle böbrek yetmezliğinde çok faydasını gördük.” diye konuştu.

    Ürünü yaklaşık 4 yıllık klinik ve AR-GE çalışmaları sonucu geliştirdiklerini dile getiren Dalgın, Belçika’dan da talep aldıklarını kaydetti.

    AA

    Devamını Oku

    ABD’de Türk profesör Kovid-19’un tüm varyantlarına karşı etkili tedavi yöntemi geliştirdi

    ABD’de Türk profesör Kovid-19’un tüm varyantlarına karşı etkili tedavi yöntemi geliştirdi
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    ABD’nin Connecticut eyaletindeki Jackson Laboratuvarı Enstitüsünde baş araştırmacı olarak görev yapan Prof. Dr. Derya Unutmaz, Kovid-19’un tüm varyantlarına karşı etkili olabilecek yeni tedavi yöntemi üzerinde yaptıkları çalışmalarda önemli aşama kaydettiklerini söyledi.

    30 yıldır immünoloji uzmanı olarak çalışan Unutmaz, sentetik biyoloji teknolojisi kullanarak geliştirdikleri yöntem hakkında bilgi verdi.

    Kovid-19’un varyantlarının vücudun geliştirdiği antikorlardan kaçabildiğini, bu nedenle aşılarını tamamlayan kişilerin bile virüse yakalandığını belirten Unutmaz, şu anda dünyada etkisini sürdüren omicron varyantının bunun en son örneği olduğunu kaydetti.

    Unutmaz, ekibiyle birlikte “Bütün varyantlara karşı etkili olabilecek bir bağışıklık sistemi geliştirebilir miyiz” sorusuyla yola çıktıklarını vurgulayarak, uzun süredir üzerinde çalıştıkları yeni yöntem hakkında gelinen noktayı şöyle açıkladı:

    “Bunu kısa süre önce başardık. Nasıl bir tedavi yöntemi? Aslında sentetik biyoloji teknolojisini kullandık burada. Virüsün yüzeyinde başak proteini dediğimiz çıkıntılar var, bunlar virüsün anahtarları. Bunları kullanarak virüs, hücrenin yüzeyindeki kilide bağlanıyor ve onu açarak içeri giriyor. Ondan sonra kendi proteinlerini üretiyor, kopyalarını yaparak başka hücrelere yayıyor. Bu Omicron’da çok daha ileri noktada çünkü o anahtarı o kadar iyi değiştirmiş ki kilide çok daha iyi bağlanabiliyor, aynı zamanda da antikorlardan da kaçabiliyor. Bizim geliştirdiğimiz yöntem aslında virüsü tuzağa düşürmek. Bunu nasıl yapıyoruz? Bu hücrenin yüzeyindeki kilidi aldık, sentetik biyoloji ile bir molekül haline getirdik. Virüs bunu görünce sanki hücrenin kilidine bağlanıyor zannediyor, ona bağlandığı için de bir yerde nötralize oluyor, yani bloklanıyor, hücrenin içine giremiyor.”

    Kovid-19’un hiçbir varyantının bu yöntemden kaçamadığını belirten Unutmaz, virüs kendini geliştirdikçe bu sentetik kilide daha da iyi bağlandığını, bu nedenle yaptıkları çalışmanın gelecekte ortaya çıkabilecek varyantlara karşı da etkili bir yöntem olacağını aktardı.

    “Virüsün başka hücrelere yayılmasını da önlemiş oluyoruz”

    Unutmaz, hücre yüzeyindeki kilidin molekül haline getirilmesinin yanı sıra geliştirdikleri ikinci bir savunma mekanizması hakkında da şunları kaydetti:

    “Bu da aslında bizim içimizdeki bağışıklık ordusuna, içimizde virüse enfekte olan hücreleri göstermek. Biraz silahlara da benzetebiliriz bunu, yani düşmanı, enfekte olmuş hücreyi lazerle etiketlemek gibi, tabii basite indirgeyerek anlatıyorum. Aynı zamanda arka planda T hücresi dediğimiz bağışıklık sisteminin keskin nişancıları var. Bunlara hangi hücrenin içinde virüs olduğunu işaretlemek gerekiyor. Bizim ürettiğimiz sentetik molekülün ikinci tarafı da bunu gerçekleştiriyor.”

    Sentetik moleküllerin T hücrelerine enfekte olmuş virüslü hücreleri göstererek yok etmede yardımcı olduğunu ifade eden Unutmaz, “Bu sayede virüsün üremesini de, yani başka hücrelere yayılmasını da önlemiş oluyoruz.” dedi.

    Unutmaz, bunun virüsün kaçamayacağı şekilde geliştirilen bir yöntem olduğuna dikkati çekerek, bu teknolojik metodun yeni çıkan virüslere karşı da geliştirilip kullanılabileceğini söyledi.

    “Şu ana kadar gösterilen reaksiyonlar çok pozitif

    Yaklaşık bir yıldır bir öngörüyle başladıkları bu yöntem üzerinde çalıştıklarını aktaran Unutmaz, sentetik biyoloji kısmı olan hücreleri programlamada laboratuvar ortamında çok başarılı sonuçlar elde ettiklerini, bundan sonraki aşamaların ise hayvan ve insan denemeleri olduğunu belirtti.

    Unutmaz, “Hayvan çalışmalarını yaza kadar bitirebileceğimizi düşünüyoruz, belki biraz daha erken, eğer hızlı ilerleyebilirsek. Ondan sonra yine hızlı bir şekilde insan çalışmalarına başlayıp belki yıl sonuna kadar bu tedavi yöntemini netleştirmiş oluruz.” şeklinde konuştu.

    Çalışmalarda gelinen noktanın kendilerini çok heyecanlandırdığını belirten Unutmaz, ön yayını yapılan çalışmaya bilim insanlarından gelen ilk tepkilerin de çok olumlu ve cesaretlendirici olduğunu ifade etti.

    Unutmaz, “Aslında 2 yıldır Kovid-19 üzerine inanılmaz çalışmalar yapılıyor. Bu süreçte böyle bir yöntemi geliştirebilmiş olmak tabii ki bize çok mutluluk veriyor. Başkalarının aklına ya gelmedi ya da başaramadılar. Bu tabii önemli değil, önemli olan bizim insanlığa bir faydamız olması. Şu ana kadar gösterilen reaksiyonlar çok pozitif.” dedi.

    “Omicron ile pandeminin önemli bir kısmının biteceğini düşünüyorum”

    Kovid-19’a karşı bulunan bu yöntemin ilk olduğuna işaret eden Unutmaz, aynı zamanda epeydir üzerinde çalıştıkları kanser immoterapisinden ilham aldıklarını, bu konsepti virüse enfekte olmuş hücrelere adapte ettikleri bilgisini paylaştı.

    Unutmaz, bu çalışmalara, biri Türkiye’de yaşayan iki immünoloji uzmanı Türk doktorun da destek verdiğini belirterek “Bugüne kadar yanıma gelen en iyi bilim insanları, öğrenciler hep Türklerden çıktı, özellikle yenilikçi çalışmalara destek vermiş olmaları beni çok mutlu ediyor.” diye konuştu.

    Türkiye’de de biyoteknolojinin geliştiğini ve gelecekte çalışmaların bir kısmını belki orada yapabileceklerini de vurgulayan Unutmaz, Kovid-19 salgını konusunda şunları kaydetti:

    “Çok zorlu bir süreçten geçtik, neredeyse 2 yıl oldu, hepimiz çok yorgunuz ama insanlar kesinlikle umutsuzluğa kapılmasınlar. Omicron ile pandeminin önemli bir kısmının biteceğini düşünüyorum. Bu geliştirdiğimiz yöntemlerle de gelecekte olabilecek varyantlara karşı savunmamızı hazır hale getireceğiz. Sonuçta insanlık ve bilim kazanacak, endişe etmesin insanlar.”

    AA

    Devamını Oku

    Hatay’daki ‘gazella gazella’ ceylanı sayısında artış

    Hatay’daki ‘gazella gazella’ ceylanı sayısında artış
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Hatay Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekipleri ceylanların yaşam alanlarında 25 personelle 3 gün süren çalışmalarının ardından envanter çalışmasını tamamladı.

    2020 yılı sonunda yapılan sayımda bölgede 1141 olan “gazella gazella” türü dağ ceylanlarının sayısı, geçen yıl yüzde 12’den biraz fazla artarak 1280’e yükseldi.

    Hatay’ın Kırıkhan ilçesindeki Suriye sınır hattına yakın noktalarda yaşamlarını sürdüren ve tespitin ardından 2009 yılında yapılan ilk sayımlarda 150 civarında olduğu belirlenen “gazella gazella” türü dağ ceylanlarının popülasyonu 2018 yılı sonunda 757’ye, 2019 yılında 925’e, 2020 yılında ise 1141’e çıktı.

    Geçen yılın sonunda yapılan sayım sonrası türün popülasyonu sevindirici bir artışla 1280’e ulaştı.

    Doğa Koruma ve Milli Parklar Hatay Şubesi Kırıkhan Şefi Nuri Akın, 39 gözlem noktasında 3 gün süren çalışmaların ardından dağ ceylanlarının sayısını gerçeğe yakın bir değerde tespit ettiklerini söyledi.

    Akın, bölge yaşam süren ceylanlarının Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından son kayıtlara göre nesli tehlike altında olduğunu anımsatarak şunları kaydetti:

    “Bir önceki yılda yapılan sayımda 1141 olan dağ ceylanlarının popülasyonunda yüzde 12’lik artış gözlemlendi. Dünyada sadece İsrail ve Türkiye’de var. Ülkemizde ise sadece Hatay’da yaşadığı biliniyor. Türkiye’de bulunan çok değerli nadir türlerdendir. Hatay’da sadece bulunmasına binaen Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü tarafından 2019 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Hatay Dağ Ceylanı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası olarak ilan edildi. Bu alanın büyüklüğü 12 bin 515 hektardır. Hatay Dağ Ceylanı Üretim Merkezinin amacı türün neslinin devam ettirilmesi. Bu tesis ceylanlar açısından birinci derece onların hayat sigortası.”

    Dağ ceylanlarının çeşitli nedenlerden dolayı sağlık sorunu yaşayabildiğini aktaran Akın, bu ceylanların Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezinde tedavisi tamamlandıktan sonra tekrar doğal ortamına kavuşturulduğunu da sözlerine ekledi.

    AA

    Devamını Oku

    AFAD: Olumsuz hava koşulları nedeniyle 24 bin 589 kişi yurtlarda misafir edildi

    AFAD: Olumsuz hava koşulları nedeniyle 24 bin 589 kişi yurtlarda misafir edildi
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından (AFAD) yapılan açıklamada, ülke genelinde yaşanan aşırı kar yağışları nedeniyle kapalı bulunan yolların açılması ve vatandaşlara yardım ulaştırılması için AFAD koordinasyonunda kara yolları, emniyet, jandarma, 112, belediye, il özel idare, Türk Kızılay, UMKE ve sivil toplum ekiplerinin çalışmalarının sürdüğü belirtildi.

    Gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında ilgili çalışma gruplarından toplam 81 bin 39 personel ile 27 bin 280 araç, makine ve teçhizatın görevlendirildiği ifade edilen açıklamada, “22 ilimizde 24 bin 589 vatandaşımız misafirhane ve yurtlarda misafir edildi.” bilgisi paylaşıldı.

    Halen 4 bin 545 kişinin yurtlarda ve misafirhanelerde kaldığı bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Yurt genelinde, 9 bin 398 kişinin mahsur kaldığı yerden alınarak güvenli bölgelere sevki sağlanmıştır. 1473 sıcak yemek, 98 bin 443 içecek, 78 bin 195 kumanya, 77 bin 905 ikramlık, 12 bin 750 çorba ve 11 bin 976 battaniye dağıtımı yapılmıştır.

    Vatandaşlarımızın meteorolojik uyarıları takip ederek bu uyarılar doğrultusunda zorunlu olmadıkça yola çıkmaması önem taşımaktadır. Olumsuz hava koşullarından etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.”

    AA

    Devamını Oku

    Kamu işçisine yüzde 2,5’lik ilave zam yolda

    Kamu işçisine yüzde 2,5’lik ilave zam yolda
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Atalay, memur ve memur emeklisine verilen yüzde 2,5’lik ilave zammı kamu işçisi için de istediklerini belirtti.

    Bu yöndeki taleplerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet yetkililerine ilettiklerini vurgulayan Atalay, şöyle konuştu:

    “Çalışanlar olarak hepimiz aynı çatının altındayız. İşçiyi bu zammın dışında tutmak doğru değil. Bunun için yasal bir düzenlemeye ihtiyaç yok. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu yöndeki açıklamayı en kısa sürede yapmasını bekliyoruz. Bu açıklamanın ardından, 700 bin kamu işçisinin ücretlerine yüzde 2,5’lik zam şubat ayındaki ücretlere yansıyacaktır. Memur, memur emeklisi ve kamu işçisinin alacağı yüzde 2,5’lik ilave zammın, işçi ve Bağ-Kur emeklilerine de verilmesi gerekiyor.”

    İlk 6 ay yüzde 12 zam yapılmıştı

    Hükümet ve işçi konfederasyonları arasında Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü üzerinde 11 Ağustos 2021’de sağlanan anlaşmaya göre, taban ücretleri 4 bin 100 liraya yükseltilen kamu işçilerinin ücretlerine 2021-2022’nin ilk 6 ayı için yüzde 12, diğer 6 aylar için yüzde 5 artı enflasyon farkı oranında zam yapılmıştı.

    AA

    Devamını Oku