a

SİHA’ların arka sahası: Elektronik harp sistemleri

Ülkemizin savunma sanayiindeki kritik kazanımlarından biri de elektronik harp gücü oldu… Ankara’nın yol haritasını değerlendiren uzmanlar, Türkiye’nin ABD ve Rusya’nın yanında, tamamen kendi ekolünü geliştiren üçüncü ülke olabileceği görüşünde.

TRT Haber’den Serhat Aksan, SİHA’ların arkasındaki gücü ve teknolojiyi araştıran bir makale yayınladı.

Bazen bir filmi izlerken yardımcı rolde oynayan karakterlerden biri gözümüze daha çok çarpar… Başrol oyuncusu kadar öne çıkmasa da aslında ana hikayenin en önemli unsurlarından biri olduğunu anlarız. Biraz daha uzaktan bakınca belki de o yan karakter olmadan başrolün de pek anlamı kalmadığını görürüz…

Türkiye’nin savunma sanayii hikayesinde de üzerine pek düşmediğimiz ama onlar olmasa başrolün de eksik kalacağı kimi önemli figürler var. Elektronik harp unsurları da bunlardan biri, belki de en önemlisi… İşte bugün Türkiye’nin elektronik harp unsurlarına dair perdeyi biraz daha kaldıracak, hikayenin ana kahramanları için nasıl birer ‘hayati’ yardımcı olduklarının izini süreceğiz.

Türkiye'nin elektronik harp imkan ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artıyor. Sancak da bunlardan biri.

[Türkiye’nin elektronik harp imkan ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artıyor. Sancak da bunlardan biri.]

Elektronik harp nedir?

Savunma Politikası Analisti Turan Oğuz ile elektronik harp konusunun detaylarını konuşmak üzere buluştuğumuz gün, yeni nesil muhabere elektronik taarruz sistemi Sancak’ın Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edildiği bilgisi de kamuoyuyla paylaşıldı…

Elektronik harp konusu kabul edelim ki biraz çetrefilli bir alan. Bu nedenle Oğuz ile sohbetimize genel bir çerçeve çizerek ‘Elektronik harp nedir?’ sorusuyla başlıyoruz… “En basit tanımıyla elektromanyetik frekans yelpazesini dost kuvvetlerin etkili şekilde kullanması sağlanırken, düşman kuvvetleri engellemek veya sınırlandırmak üzerine yapılan askeri faaliyetlerin tümüdür” yanıtını alıyoruz.

Turan Oğuz’un anlattıklarından elektronik harbin üç ana kapsamda toplandığını öğreniyoruz. Örneğin; elektronik taarruz ile engelleme, etkinliğini azaltma, geçici durdurma mümkün oluyor. Elektronik destek olarak adlandırılan kapsamdaysa dinleme, tespit, veri sağlama gibi adımlar atılıyor. Sac ayağının diğeri ise elektronik koruma… Bu alt başlığı ‘elektronik taarruzdan korunma’ cümlesiyle tanımlıyor Oğuz.

Türkiye’nin elektronik harp geçmişi

Sancak’ın Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edildiğini öğrendik. Daha önce bu alanda Koral’ı sıklıkla duyuyorduk. Peki Türkiye’nin elektronik harp geçmişi ne zamana kadar gidiyor?

Oğuz bazı dönüm noktalarını anlatmaya başlıyor ve maratonun başlangıç çizgisini 1953’e çekiyor… O yıl TSK envanterine giren ECM-47 sinyal istihbaratı uçaklarının Türkiye’nin ilk ciddi elektronik harp varlıkları olarak kabul edilebileceğini söylüyor.

“1990’ların ortasında ikinci dönemini yaşayan elektronik harp sistemlerimizin 2010 sonrası ise üçüncü ve modern dönemine girdiğini kabul edebiliriz” diyen Oğuz, bugünkü durumu şöyle anlatıyor:

“Modern dönemde güvenlik güçlerimiz radar ve haberleşme alanlarında büyük elektronik destek ve elektronik taarruz platformları olarak, havada E-7T HİK uçakları, CN235-100M (Milsis-23U) uçakları, MİLKAR-2U uçakları, ANKA-I İHA ve SIGINT podlu Bayraktar TB2’den yararlanırken, karada ise MUKAS, RAKAS, Milked 3A3, Milkar 3A3, Milked 4A2 (Karakulak), Milkar 4A2 (Sancak), Kara SOJ (Koral), REDET ve REDET II gibi sistemlerle düşmanları etkisizleştirmeye çalıştı.”

Havadan Erken İhbar ve Kontrol Uçağı da Ankara'nın bu alandaki elini yükselten unsurlardan.

[Havadan Erken İhbar ve Kontrol Uçağı da Ankara’nın bu alandaki elini yükselten unsurlardan.]

SİHA’ların arkasındaki görünmez güç

Elektronik harp nedir sorusunu ve Türkiye’nin bu alandaki konumunu kısaca dinledikten sonra asıl yanıt bekleyen konulardan biriyle devam ediyoruz… Son yıllarda hemen herkes Türk SİHA’larının başarısından haklı bir övünçle bahsediyor. Ancak bu başarıda önemli bir paya sahip olan elektronik harp unsurları sanki çok fazla karanlıkta kalıyor?

Ankara’nın bu alandaki imkan ve kabiliyetlerini biraz daha görünür kılmak istiyor ve Suriye, Libya, Karabağ gibi alanlarda Türk yapımı harp sistemlerinin nasıl bir sınav verdiği sorusunun peşinden gidiyoruz…

Türkiye’nin Bahar Kalkanı harekatı sırasında elektronik harbin üç ana bileşenini de havada ve karada başarıyla kullanarak dünya sahnesine sürdüğünü hatırlatıyor Turan Oğuz.

İdlip’te Türk personeli ve kurmay zekasının SİHA’lar, istihbarat ve elektronik harp gibi unsurları hem hızlı hem de başarılı şekilde kullanmasının sonucu getiren en önemli faktörler olarak öne çıktığının altını çizen Oğuz, “Bu süreçle birlikte o güne kadar elektronik harp konusunda dünya tarafından bilinmeyen Türk sistemleri bir anda merak uyandırmaya başladı. Hatta bu merak bir adım daha ileriye taşındı ve Türk S/İHA’ları kadar Ankara’nın elektronik harp kabiliyeti de araştırmalara konu olmaya, iltifatların merkezinde kendine yer bulmaya başladı” diyor…

Sahadan gelen bilgilerle daha da güçlendi

Türkiye’nin ‘sahadan gelen kullanıcı dönüşleri ve sonrasında yaptığı hızlı güncellemeler’ gerçekten de ayrı bir haber konusu… Turan Oğuz, elektronik harp sistemlerinde de benzer bir süreç yaşandığına işaret ediyor:

“Dünyaya ‘engellenemez’ olarak tanıtılan Rus menşeli hava savunma ve elektronik harp sistemlerinin çok kolay aşılması hatta daha da öteye kolayca vurulması, arkasındaki ileri teknoloji konusunda dünyada büyük ilgi uyandırdı.

Daha sonra Libya’da da kullanıldığına dair bazı olumlu izler görülen elektronik harp silahlarımız Azerbaycan’ın Vatan Muharebesi ile çok daha üst bir noktaya çıktı.

Türkiye’nin başarılı olma sebeplerinden biri de hiç kuşkusuz ki sahadan gelen geri beslemelerle sistemlerin sürekli olarak geliştirilmesi… Bu durum o kadar ileri seviyeye gitmişti ki, Ermenistan Başbakanı Paşinyan, Vatan Muharebesi esnasında, ilk birkaç gün boyunca etkili olan Rus elektronik harp sistemlerinin daha sonra hiç çalışmadığını açıkça beyan etmek zorunda kalmıştı. Bu itiraf, sahadan gelen bilgilerle sistemlerde yapılan güncellemelerle mümkün oldu.”

Akıncı TİHA son olarak 1 tondan fazla yükle 13 saatten fazla süre havada kalmayı başardı.

[Akıncı TİHA son olarak 1 tondan fazla yükle 13 saatten fazla süre havada kalmayı başardı.]

Akıncı TİHA ile yeni bir dönem başlayabilir

Türkiye’nin elektronik harp konusundaki sohbetimizin son durağında Ankara’nın mevcut pozisyonunu ve gelecekteki muhtemel yol haritasını detaylandırmak istiyoruz… Turan Oğuz öncelikle bazı projelerden bahsediyor.

Gelecek için, devam eden yüksek performanslı HAVA SOJ ve KARA SOJ-2 (Yeni Nesil Koral) insanlı projelerin yanında şimdiden insansız hava, kara ve deniz araçlarında kullanılacak elektronik harp sistemi ürünlerinin de ortaya çıkmaya başladığını söylüyor.

Elektronik harp sistemlerinin güç, soğutma ve benzer ihtiyaçları optimize edildikçe insansız sistemlerde daha yoğun şekilde yer almaya başlaması oldukça muhtemel. Oğuz da bu yaklaşıma katılıyor ve özellikle AKINCI TİHA’nın gelecekteki konfigürasyonlarından başlamak üzere elektronik taarruz, elektronik destek ve elektronik koruma sistemlerinin tümünün ilk örneklerini görebileceğimizi ifade ediyor.

ASELSAN tarafından üretilen 11 MİLKAR-3A3 sistemi.

[ASELSAN tarafından üretilen 11 MİLKAR-3A3 sistemi.]

ABD ve Rusya ile en üst ligde olabiliriz

Peki gerçekten de Türkiye bu alanda gösterdiği kayda değer atılımı daha da ileriye taşıyabilir mi? Oğuz’a göre yanıtı ‘evet’ olan bu soru iki temel yola işaret ediyor…

“Türkiye’nin gelecekteki iki lider atılım alanı olacağını değerlendirdiğim insansız sistemler ve elektronik harp alanlarında yarınlarımız için çok olumlu sinyaller geliyor” diyerek düşüncesini biraz daha açan Oğuz, şöyle devam ediyor:

“Ülkemiz bu çabalarını artırarak kararlılıkla devam ettirirse ABD, Rusya ve İsrail’in oluşturduğu en üst lige kısa sürede çıkacaktır. Hatta gelecekte, ABD ve Rusya’nın yanında, tamamen kendi ekolünü geliştiren üçüncü ülke olabilir.

Tabii burada üzerinde durulması elzem tehditler de söz konusu… Bunlardan en önemlisi alt sistem ve bileşen bazında kritik parçaların ‘ithal’ olması. Örneğin Kanada’nın yaptırımları sebebiyle HAVA SOJ projesinde teslimlerinin ötelenmesi bu dışa bağımlılığın üzücü bir göstergesi.

Yaşadığımız olumsuzluklardan ders alınıp projeler en baştan itibaren kritik parçalarda bağımlılık olmadan tamamlanacak şekilde kurgulanmalı. Bir diğer önemli nokta da aynı S/İHA’larda olduğu gibi yaşayan güçlü bir ekosistem oluşturma gerekliliği… Eğer bu noktada yavaş kalınırsa gelecekte fikirler hızlı ama ürünler yavaş kalabilir.”

Kaynak: TRT Haber

 

    YORUMLAR

    s

    En az 10 karakter gerekli

    Sıradaki haber:

    Türkiye’nin savunma sanayii üretimi, ABD’de de analizlere konu oldu

    HIZLI YORUM YAP

    r